NE OLUYOR ŞEFLERE?

YAYINLAMA:

Nedir Bu Egolar, Nedir Bu Tafra?

Ne oluyor size şefler?

Gerçekten soruyorum…

Nedir bu ego?
Nedir bu tafra?
Nedir bu “Ben niye o masada oturmuyorum?” tripleri?
Nedir bu “Ben niye buradayım?” bakışları?

Şeflik bu kadar mı büyüttü insanları?

Yoksa bazıları daha mutfağın kapısından girerken egosunu önlüğünün cebine mi koyuyor?

Geçtiğimiz günlerde sevgili abim Bülent Sancakdar’ın Datça’daki Villa Aşina’sında son derece güzel, samimi ve sanat dolu bir etkinlik gerçekleştirildi.

Sanat vardı.
Sohbet vardı.
Dostluk vardı.
Datça’nın o güzel atmosferi vardı.

Ama ne yazık ki bazı şeflerin bitmek bilmeyen egoları da vardı!

Bir etkinlik yapıyorsunuz…

İnsanları bir araya getiriyorsunuz…

Misafirlerinizi ağırlıyorsunuz…

Ama bir bakıyorsunuz, gündem yemek değil!

“Ben neden o masada oturmuyorum?”

“Ben neden burada değilim?”

“Beni neden çağırmadılar?”

“Ben niye mutfağa girmiyorum?”

Yahu arkadaşlar…

Siz şef misiniz, protokol müdürü müsünüz?

Bir de şu mutfağa girme meselesi var.

Sevgili Bülent Sancakdar mutfağa girip “Ben şefim” diye ortalarda dolaşanlardan değil.

Adam otelinin, mutfağının, misafirinin, etkinliğinin peşinde.

Üstelik mutfağın içerisinde ortaya koyduğu bazı işler var ki, “Şefim” diye dolaşan birçok kişinin belki de hayatında yapmadığı şeyler.

Enginar tatlısını biliyor musunuz?

Biliyor musunuz gerçekten?

Yoksa sadece Instagram’da önünüze gelen tabakların fotoğrafını mı beğeniyorsunuz?

Şeflik sadece beyaz ceketi giymek değildir.

Şeflik sadece televizyona çıkmak değildir.

Şeflik sadece sosyal medyada milyon izlenmek değildir.

Şeflik, “Ben şefim” demek hiç değildir.

Şeflik; emek ister.

Disiplin ister.

Bilgi ister.

Tecrübe ister.

Ve en önemlisi tevazu ister.

Tam da burada sevgili Mehmet Yalçınkaya’nın bir söyleşide anlattığı sözlere dönmek gerekiyor.

Mehmet Şef, mesleğe başladığı yılları anlatırken şefliğin bugünkü kadar havalı bir meslek olmadığını söylüyor.

Okumayan, “Bundan bir nane olmaz” denilen gençlerin aşçılığa yönlendirildiğini anlatıyor.

Düzenli mutfakların olmadığını…

Duş imkânlarının bile bulunmadığını…

İnsanların mesai sonunda yemek, balık ve is kokusuyla toplu taşımaya binmek zorunda kaldığını söylüyor.

İşte mesele tam da burada!

Bugün şeflik havalı olabilir.

Ama o mutfakların geçmişinde ter var.

Alın teri var.

Yanık var.

Kesik var.

Uykusuz geceler var.

Saatlerce ayakta kalmak var.

Ve en önemlisi, yokluktan var etmek var.

Bugün eline bıçağı alıp iki tabak fotoğraf çektiren herkes kendisini “usta şef” zannetmeye başladı.

Bir de üzerine ego!

Bir de tafra!

Bir de “Beni neden ön sıraya koymadınız?” meselesi!

Allah aşkına…

Nereye geldiniz?

Ne yaptınız?

Hangi mutfakta yıllarınızı verdiniz?

Hangi yemeği yeniden yorumladınız?

Hangi yöresel ürünü yaşattınız?

Hangi genç şefe yol gösterdiniz?

Hangi etkinlikte mutfağın başına geçip ortaya gerçekten bir değer koydunuz?

Bunları konuşalım.

Çünkü şeflik, kartvizitte yazan bir unvan değildir.

Şeflik, insanların sizin arkanızdan söylediği sözdür.

Sizi hangi etkinliğe çağırdıkları değil, neden çağırdıklarıdır mesele.

İnsanlar sizin için “Ne güzel yemek yapıyor” diyorsa şefsiniz.

“Ne güzel insan” diyorsa daha da büyük şefsiniz.

Ama herkes sizin arkanızdan “Ne egolu adam!” diyorsa…

Kusura bakmayın ama o ceketin üzerindeki “Chef” yazısı sizi kurtarmaz.

Bir de kadın erkek fark etmiyor.

Hanım şefler…

Bey şefler…

Sözüm hepinize!

Kendinize gelin!

Mutfakta tencere kaynarken egonuzu da kaynatmayın.

Çünkü mutfakta en kolay kabaran şey su değildir.

Egondur.

Ve unutmayın:

Bir tabağın yüksekliği, şefin değerini yükseltmez.

Bir televizyon programı, insanı usta yapmaz.

Bir Instagram hesabındaki takipçi sayısı, mutfaktaki emeğin ölçüsü değildir.

Ve bir etkinlikte hangi masada oturduğunuz…

Sizin kim olduğunuzu belirlemez.

Bazen en büyük şef, mutfağın en arka köşesinde sessizce çalışan kişidir.

Bazen en iyi yemek, en çok alkış alan yemek değildir.

Bazen gerçek ustalık, “Ben yaptım” demek yerine,

“Buyurun, afiyet olsun.”

diyebilmektir.

O yüzden sevgili şefler…

Biraz sakin olun.

Biraz nefes alın.

Biraz geçmişinize bakın.

Nereden geldiğinizi unutmayın.

Çünkü Mehmet Şef’in o sözü aslında bugün yaşananların da özeti gibi:

“Bundan bir nane olmaz” denilen çocuklardan şefler çıktı.

Ama bugün mesele başka…

Bazıları şef olduktan sonra kendinden başka kimseyi beğenmez hale geldi.

İşte asıl tehlike bu!

Şeflik büyütür insanı…

Ama ego küçültür.

Kendinizi fazla büyütmeyin.

Çünkü mutfak büyük bir yerdir.

Sizden önce nice ustalar geldi geçti.

Sizden sonra da gelecekler.

Ve unutmayın…

Tencerenin buharı dağılır, yemek yenir, masa toplanır.

Geriye ise sadece insanlığınız ve bıraktığınız iz kalır.

Vesselam…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *