Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) ve Gastronomi Akademisyenleri Derneği (GADER) iş birliğiyle organize edilen Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi (EGCON), 27-30 Ağustos tarihleri arasında kentin renkli mutfak kültürünü bilimsel bir perspektiften ele aldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle gerçekleştirilen bu 4 günlük etkinlik, geleneksel gastronomi ile modern uygulamaları harmanlayan bir program sundu. “700 Yıllık Bursa Sofrası: 7 Asırlık Gastronomi Yolculuğu” teması etrafında şekillenen kongre, Türkiye'nin 21 farklı üniversitesinden akademisyenler, sektör temsilcileri ve şefleri bir araya getirerek, Bursa'nın coğrafi işaretli ürünlerini ve tarihi mutfak kültürünü çok yönlü bir biçimde tartışma fırsatı sağladı. Kongrede sunulan bildirilerin, bilimsel bir değerlendirme sürecinin ardından Journal of Gastronomy (JoGA) dergisinde yayınlanarak uluslararası literatüre kazandırılması planlanıyor.
Bursa'nın Sofra Kültürünün Önemi
Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, konuşmasında gastronominin insan ve yemek arasındaki derin ilişkiyi aydınlatan çok yönlü bir disiplin olduğunu belirtti. Biba, Bursa'nın sofra kültürünün sadece yemeklerle sınırlı olmadığını vurgulayarak, kentin tarihinden Osmanlı dönemine ve günümüze uzanan geniş bir lezzet yelpazesine sahip olduğunu ifade etti. Yufka ıslamasında ve hünkâr beğendisinde, döner kebap ve siyah incirde olduğu gibi, yerel ürünlerin kentin sosyokültürel kimliğini nasıl yansıttığını örnekleriyle açıkladı. Korunan bu mirasın geleceğe ışık tutacağını belirten Biba, akademisyenler ve üniversitelerle gerçekleştirilen bu bilimsel iş birliğinin Bursa’yı uluslararası düzeyde öne çıkaracak bir gastronomi merkezi haline getireceğini kaydetti.

Kongrenin Deneyimsel Yapısı
BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, kongrenin temel felsefesinin deneyimsel bir kurguya dayandığını açıklayarak, geleneksel akademik etkinliklerden ayrıldığını belirtti. Tıp kökenli bir akademisyen olarak bu yaklaşımın farklı ve değerli olduğunu düşündüğünü ifade eden Kırıştıoğlu, sunumların sadece teorik notlar olarak değil, tat, işitme ve dokunma gibi tüm duyulara hitap eden bütüncül bir yapıda tasarlandığını belirtti. Ayrıca kongrenin, Bursa’nın tarihi ve kültürel tanıtımına katkı sunduğunu vurgulayan Kırıştıoğlu, bu etkinlikteki katkılarından ötürü Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne, GADER’e ve kongreyi başarıyla organize eden Harmancık Meslek Yüksekokulu'nun öğretim üyelerine ve öğrencilerine teşekkürlerini sundu.
Tarihin Işığında Mutfak Kültürü
Kongrenin Proje Eş Koordinatörü ve BUÜ Aşçılık Programı Öğretim Görevlisi Fatih Yıldırım, organizasyonun 1326'dan 2026’ya kadar uzanan 700 yıllık tarihi bir perspektifle planlandığını dile getirdi. Mutfak kültürünü Yörük mutfağından başlayarak vakıf mirası olan keşkül-ü fukaraya, esnaf kültürünün temsili olan tahinli pideye dek geniş bir yelpazede ele aldıklarını aktaran Yıldırım, geleneksel mutfak anlayışını modern tekniklerle ve atölye çalışmalarıyla pratik bir biçimde birleştirdiklerini ifade etti. Aktopraklık’taki zengin tarihsel atmosferde, geçmişin mirası üzerinde geleceğin gastronomisini tartışmayı hedeflediklerini belirten Yıldırım, hazırlanan Bursa Gastronomi Rotası sayesinde katılımcıların şehrin lezzetlerini deneme fırsatına eriştiklerini vurguladı.
Etkinliğin Kapanışı ve Tadım Deneyimleri
Kongre, bilimsel bildirilerin sunumu ve Bursa Gastronomi Rotası etkinliklerinin ardından katılımcılara sunulan tescilli lezzet tadımları ile nihayetlendi. Bu deneyim, katılımcıların Bursa'nın zengin gastronomi kültürü ile daha yakından tanışmalarını sağladı ve alandaki bilgilerini pekiştirdi. Gastronomi kongresinin sadece akademik bir buluşma olmanın ötesinde, katılımcılara unutulmaz bir deneyim sunduğu gözlemlendi. Bursa'nın gastronomi potansiyelini keşfetmek için gerçekleştirilmiş olan bu etkinlik, katılımcılara hem bilgi edinme hem de tadım fırsatları sunarak başarılı bir şekilde tamamlandı.