1970 yılında başlayan Yağcıoğlu’nun hikâyesi, bugün 15 şubeyle yoluna devam ediyor. Üçüncü kuşak temsilci Ali Yağcı, 55 yılı aşan marka yolculuğunu, değişen pastane kültürünü ve gelecek hedeflerini anlattı.
Yağcıoğlu Pastaneleri hikâyesinin nasıl başladığını, markanın kuruluşundan bugüne geçirdiği dönüşümü sizden dinleyebilir miyiz?
Yağcıoğlu’nun hikâyesi 1970 yılında, buğday ve ekmek üretimiyle başladı. Yani bizim hikâyemizin temelinde aslında pastacılıktan önce ekmek ve unlu mamuller var. Babamın başlattığı bu aile mesleği zaman içinde bizim için yalnızca bir iş değil, nesilden nesile aktarılan bir ustalık ve yaşam biçimine dönüştü. Ben üretimin ve tezgâhın içinde büyüdüm. O nedenle Yağcıoğlu’nun geçmişini anlatırken aslında kendi çocukluğumu da anlatmış oluyorum.
İlk yıllarda ağırlıklı olarak ekmek ve unlu mamullerle ilerlerken, zaman içerisinde müşterilerimizin beklentilerinin ve yeme-içme alışkanlıklarının değiştiğini gördük. Pastacılık tarafımızı geliştirdik; yaş pastalar, özel gün pastaları, tatlılar ve unlu mamuller ürün gamımızın önemli bir parçası haline geldi. Sonraki dönemde ise pastane anlayışının da değişmesiyle birlikte kahvaltı ve restoran tarafına yöneldik.
Bugün geldiğimiz noktada geçmişten gelen ustalığımızı korurken, yeni neslin beklentilerini de yakından takip ediyoruz. Bence Yağcıoğlu’nun 55 yılı aşan hikâyesindeki en önemli nokta da bu: Değişirken özümüzden kopmadık.

Üçüncü Kuşak, Aynı Güvenin Sorumluluğunu Taşıyor
Bugün üçüncü kuşak olarak markanın yönetimindesiniz. Aileden devralınan böyle köklü bir markayı yönetmek size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?
Köklü bir markayı yönetmenin en önemli tarafı, sizden önce oluşturulan güveni korumak. Çünkü yarım asırlık bir markanın müşterisiyle arasında sadece ticari bir ilişki olmuyor. İnsanların çocukluğundan beri bildiği, özel günlerinde tercih ettiği, ailesine götürdüğü bir marka oluyorsunuz.
Aslında müşteri bize yalnızca bir ürün sipariş etmiyor; çoğu zaman hayatındaki özel bir anı emanet ediyor. Bu güveni her gün yeniden kazanmak gerektiğine inanıyorum.
15 Şubeyle Kontrollü Büyüme
Bugün Yağcıoğlu kaç şubeyle hizmet veriyor? Büyüme stratejinizi nasıl şekillendiriyorsunuz?
Bugün 15 şubemizle hizmet veriyoruz. Bizim için büyümenin ölçüsü yalnızca şube sayısı değil. Yeni bir noktaya gittiğimizde orada aynı ürün kalitesini, aynı hizmet anlayışını ve müşterinin Yağcıoğlu’ndan beklediği deneyimi sürdürebilmek bizim için çok daha önemli.
Bu nedenle kontrollü büyümeyi tercih ediyoruz. Doğru lokasyon, doğru ekip ve operasyonel olarak aynı standardı sağlayabilmek bizim için şube sayısından önce geliyor.

Pastane Artık Sadece Pasta Alınan Bir Yer Değil
Pastacılık sektöründe sizce son yıllarda en önemli değişim ne oldu? Tüketicinin pastaneden beklentisi nasıl değişti?
Bence en önemli değişim, pastanenin yalnızca ürün alınan bir yer olmaktan çıkması. İnsanlar artık bir pastaneye geldiğinde sadece pasta veya tatlı almak istemiyor; oturmak, kahvaltı yapmak, yemek yemek, vakit geçirmek ve bir deneyim yaşamak istiyor.
Bunun yanında tüketici artık ürünün içeriğini, tazeliğini, sunumunu ve nasıl üretildiğini de daha fazla önemsiyor.
Trendleri Takip Ediyor, Her Trendi Kopyalamıyoruz
Yeni nesil tüketiciden bahsetmişken; sosyal medya ve gastronomi trendleri ürün geliştirme süreçlerinizi nasıl etkiliyor?
Artık dünyanın herhangi bir yerinde çıkan bir ürün çok kısa sürede Türkiye’de de konuşulmaya başlanıyor. Sosyal medya bu anlamda bizim için önemli bir takip alanı. Bunun yanında yurt dışı ziyaretlerimizde de yeni ürünleri ve farklı gastronomi yaklaşımlarını inceliyoruz.
Ama gördüğümüz her trendi doğrudan ürün gamımıza almıyoruz. Öncelikle bizim markamıza uygun mu, müşterimiz bunu benimser mi ve sürdürülebilir bir ürün olabilir mi diye değerlendiriyoruz.

Gelenek ile Yenilik Aynı Tezgahta Buluşuyor
Geleneksel lezzetlerle yenilikçi ürünler arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Bizim için geleneksel olmak, değişime kapalı olmak anlamına gelmiyor. Tam tersine, geçmişten gelen güçlü taraflarımızı koruyarak yenilenebileceğimize inanıyoruz.
Müşterimizin yıllardır sevdiği, hafızasında yer etmiş ürünler bizim için çok değerli. Bunların yanında yeni ürünler geliştiriyoruz, farklı sunumları deniyoruz ve tüketicinin geri bildirimlerini takip ediyoruz.
Maliyet Baskısına Karşı Verimlilik ve Teknoloji
Günümüzde hammadde, enerji ve işçilik maliyetleri gıda sektörünün en önemli gündemlerinden biri. Pastacılık sektörünü bu açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?
Maliyet baskısı sektörümüzün en önemli gündemlerinden biri. Un, şeker, yağ, enerji, işçilik gibi pek çok kalemde maliyetler artıyor. Böyle dönemlerde işletmelerin yalnızca fiyat artırmaya odaklanmak yerine, verimlilik tarafına da bakması gerekiyor.
Biz de üretimden stok yönetimine kadar süreçlerimizi daha iyi planlamaya, teknolojiden daha fazla yararlanmaya ve israfı azaltmaya çalışıyoruz.
Tazelik ile İsraf Arasında Hassas Bir Denge
Tazeliğin çok kritik olduğu pastacılık sektöründe gıda israfı ve üretim verimliliğini nasıl yönetiyorsunuz?
Bizim sektörümüzde bu konu gerçekten çok önemli. Ürünlerimiz taze tüketilmek üzere hazırlanıyor ve market ürünleri gibi uzun süre raf ömrüne sahip değiller. Bu nedenle ne kadar üretim yapacağınızı doğru planlamak çok önemli.
Satış verilerini, mağaza ihtiyaçlarını ve ürünlerin günlük hareketini mümkün olduğunca doğru okumaya çalışıyoruz. Dijitalleşme de burada bize önemli katkılar sağlıyor.
Pastaneden Restoran ve Kafe Deneyimine
Yağcıoğlu bugün sadece pastane ürünleriyle değil, restoran ve kafe konseptiyle de tüketiciye ulaşıyor. Önümüzdeki dönemde bu tarafta nasıl bir gelişim öngörüyorsunuz?
Bizim için restoran ve kafe tarafı, müşterimizin değişen ihtiyaçlarına cevap verme sürecimizin bir parçası. Bugün şubelerimizde pastane ürünlerinin yanı sıra kahvaltı ve yemek deneyimi de sunuyoruz.
Restoran tarafında da Türk mutfağının sevilen lezzetlerinin yanında dünya mutfağından yeni tatları takip ediyoruz.

Hedef Daha Çok Şube Değil, Daha Güçlü Bir Marka
55 yılı geride bırakmış bir marka olarak bundan sonraki dönemde Yağcıoğlu’nu nerede görmek istiyorsunuz?
Bizim hedefimiz yalnızca daha fazla şubeye sahip olmak değil. Yağcıoğlu’nun gelecek kuşaklarda da aynı güvenle anılmasını istiyoruz.
Elbette yeni şubeler, yeni ürünler ve yeni yatırımlar gündemimizde olacak. Ancak bunların hepsini markanın özünü koruyarak yapmak istiyoruz.
1970 yılında başlayan bir aile emeğinden bugünlere geldik. Bizden sonraki kuşaklara da sadece büyümüş değil, güvenini ve kalitesini daha da güçlendirmiş bir marka bırakmak istiyoruz.
“Güven Kazanmayı Sadece Pasta Satarak Başaramazsın”
Başarınızın sırrı sizce nedir?
Babam bana küçük yaşta şunu öğretmişti: “Pasta satarak para kazanmayı bir şekilde başarırsın ama güven kazanmayı sadece pasta satarak başaramazsın.”
Biz bugün hâlâ aynı anlayışla çalışıyoruz.
Bu cümlede söylenmeyen ama anlatılan çok fazla detay var. Çünkü bizim işimizde ürünün lezzeti kadar o ürünün arkasındaki emek, hijyen, kalite, hizmet ve müşteriye verdiğiniz söz de önemli.
Müşteri özel gününü size emanet ediyor. Dolayısıyla o güveni bir kez kazanmış olmak yetmiyor; her gün, her şubede ve her müşteride yeniden hak etmek gerekiyor.
Yağcıoğlu’nun 1970’te buğday ve ekmek üretimiyle başlayan hikâyesi, bugün 15 şubelik bir pastane, restoran ve kafe yapısıyla yoluna devam ediyor. Ali Yağcı’nın anlattığı bu hikâyenin merkezinde ise değişimden çok daha güçlü bir kavram var: güven.