Duru Bulgur ve Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi arasında yürütülen Ahmet Buğdayı Projesi başarıyla tamamlandı. Bu proje, yerli genetik mirasın bilimsel yöntemlerle korunmasının ve üretime kazandırılmasının mümkün olduğunu gösteren bir üniversite-sanayi iş birliği örneği olarak öne çıkıyor.
Projenin Amacı ve Süreci
Duru Bulgur, Anadolu'nun köklü genetik mirasını temsil eden Ahmet Buğdayı'nın tarımsal üretime kazandırılması amacıyla 2018 yılında kapsamlı bir Ar-Ge ve ıslah çalışmasına başladı. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ile iş birliği içerisinde yürütülen bu projede yerli buğday çeşitlerinin korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir üretim yöntemleri ile buluşturulması hedeflendi. Proje süreci, yerli Ahmet Buğdayı tohumlarının çiftçilerden temin edilmesiyle başladı ve bu bağlamda Duru Bulgur’un 91 yıllık üretim deneyimi önemli bir avantaj sağladı. Özellikle Türkiye’de ilk kez uygulanan hızlı ıslah yöntemi, geleneksel yöntemlerle uzun sürecek olan tohum geliştirme sürecini yalnızca iki yıl içinde tamamlayarak dikkat çekti.
Yeni Tohumların Geliştirilmesi
Proje dahilinde elde edilen yeni nesil tohumlar, hem arazi denemeleri hem de detaylı kalite analizlerinin ardından Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tescillendi. Yüzlerce dönüm alanda gerçekleşen deneme ekimleri sonucunda, dekara 800-850 kilogram verim elde edildi. Bu sonuçlar, geliştirilen tohumların tarımsal performansını ve ekonomik açıdan uygulanabilirliğini ortaya koydu. Ayrıca, gelecekte profesyonel tohumculuk firmaları ile işbirlikleri geliştirerek sertifikalı tohumluk üretiminin yanı sıra farklı bölgelerde adaptasyon çalışmalarına da devam edilmesi planlanıyor.

Bütüncül Bir Yaklaşım
Ahmet Buğdayı Projesi, yalnızca verimlilik odaklı bir ıslah çalışmasından daha fazlası olarak, bulgur sanayisinin kalite gereksinimlerini de göz önünde bulunduran bütüncül bir model olarak kurgulandı. Proje çerçevesinde geliştirilen tohumlarla, Duru Bulgur’un üretim tesislerinde büyük ölçekli yüksek tonajlı bulgur üretimi yapıldı. Yapılan laboratuvar analizleri ve tüketici testleri ise bu bulgurların lezzet, yapı ve işlenebilirlik konularında yüksek standartlar sunduğunu ortaya koyarak projenin kalitesini pekiştirdi.
İklim Değişikliği ile Mücadele
Ahmet Buğdayı, kuraklık koşullarına dayanıklılığı ve kıraç arazilerde başarılı bir şekilde yetişebilme kapasitesi ile iklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerine karşı önemli bir çözüm sunuyor. Düşük su ihtiyacı sayesinde hem üretim maliyetleri azalmakta, hem de sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşmasına katkı sağlanmaktadır. Bu özellikler, projenin çevresel sürdürülebilirlik açısından da oldukça değerli olduğunu göstermektedir.

Bölgesel Kalkınmaya Yerli Katkı
Yerli ve kaliteli bulgurluk buğday tohumlarının üretime kazandırılması ile birlikte çiftçilerin gelirlerinin artması, yerel kalkınmanın desteklenmesi ve bulgurun hem iç hem de dış pazarlarda değerinin artırılması hedeflenmektedir. Özellikle İç Anadolu Bölgesi'nde yaygınlaşması durumunda, Ahmet Buğdayı'nın ülke ekonomisine ciddi bir katkı sağlaması beklenmektedir. Böylece proje, sadece bir tarım uygulaması olmanın ötesinde, yerel ekonomik kalkınmayı destekleyen bir girişim olarak ön plana çıkmaktadır.