9-12 Nisan tarihleri arasında “Kimyadan Beslenmeye Gıda Sistemleri” temasıyla gerçekleştirilen 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi, gıda sektöründe yenilik, standartlar ve düzenlemeleri multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirmek üzere Antalya’da buluştu. Bu etkinlikte, akademi, sanayi ve kamu yetkilileri bir araya gelerek, sağlıklı gıda üretimi konularında farkındalığı artıracak önemli tartışmalara ev sahipliği yaptı. Kongre süresince uzmanlar, bitkisel yağlar arasında önemli bir yere sahip olan palm yağı hakkında yaygın yanlış anlamaları ele aldılar.

Kongrede Bilimsellik Vurgusu
Kongrede, gıda üretimi ve tüketimi ile ilgili artan bilgi kirliliğine karşı bilimsel verilere dayalı bir yaklaşımın önemi vurgulandı. Gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim ve beslenme konuları dışında, regülasyonlar ve yeni teknolojilere yönelik başlıklar da masaya yatırıldı. İlerleyen günlerde gıda üretim sistemlerinin teknolojik özellikleri ve bu sistemlerin beslenmeyle olan ilişkisi üzerine bilimsel bilgilerin önemi dile getirildi. Kongrede Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu ve Gıda Teknolojisi Uzmanı Dr. Elif Güngör Reis, palm yağı konusunda kamuoyundaki yanlış algıları düzeltmek amacıyla yaptığı konuşmalarla dikkat çekti.
Palm Yağı Hakkında Gerçekler
Dr. Fahri Yemişçioğlu, bitkisel yağlar konusundaki yanlış anlamalara odaklandığı sunumunda palm yağının zeytin yağı gibi, meyve oranına dayalı bir yağ olduğunu belirtti. Palm yağının gıda endüstrisinde önemli bir rol oynadığını ortaya koyan Yemişçioğlu, bu yağların trans yağ asidi içeren yağların gıda zincirinden çıkarılmasını sağladığını ifade etti. Ayrıca, bu durumun gıdalarda trans yağ içeriklerinin azaltılmasına zemin hazırladığına dikkat çekti. Yemişçioğlu, palm yağının sağlığa zararlı olduğu yönündeki eleştirilerin ise bilimsel temelden yoksun olduğunu belirtti ve zeytin yağının da palmitik asit içerdiği gerçeğini hatırlattı.

Palm Yağının Sağlık Üzerine Etkileri
Bilimsel araştırmaların palm yağının sağlık üzerindeki etkilerine bağlanan birçok eleştiriyi çürütecek nitelikte olduğunu ifade eden Yemişçioğlu, bu yağın yalnızca belirli dozlarda toksik etki gösterebileceğini, dolayısıyla gıda güvenliğinin artırılmasında yapılacak düzenlemelerin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Avrupa Birliği ve Türkiye'de yürürlükte olan regülasyonların, gıda güvenliği standartlarını artıran etkisi bulunduğunu belirtti. Böylece, tüketicilerin daha güvenli gıda ürünlerine ulaşmasının sağlandığını dile getirdi.
Sürdürülebilir Üretim İçin İzlenebilirlik
Kongrede sahne alan Dr. Elif Güngör Reis, palm yağının ekosistem içindeki verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından önemine değindi. Palm ağaçlarının, diğer yağlı tohum bitkileri ile kıyaslandığında birim alandan elde edilen yağ verimliliği bakımından en yüksek oranlara sahip olduğunu belirttikten sonra, palm yağının dünya bitkisel yağ üretiminin yüzde 40'ını karşıladığını ifade etti. Bu durum “10/40 Paradoksu” olarak adlandırılıyor. Reis, sürdürülebilir üretim standartlarının yaygınlaştırılmasını gerektiren bu durumu sorun olarak nitelendirerek, palm yağının tamamen yasaklanmasının daha fazla tarım alanı ihtiyacı doğurabileceğini vurguladı.

Sürdürülebilirlik ve Gıda Üretimi
Palm yağının GDO riski taşımayan bir ham yağ kaynağı olduğunu belirten Reis, sorunların çözümü için mümkün olan en yüksek sürdürülebilirlik standartlarının benimsenmesi gerektiğini savundu. İzlenebilir ve denetlenebilir sistemlerin, sürdürülebilirlik için olmazsa olmaz olduğunu ifade eden Reis, üreticilerin ve tüketicilerin, Malezya'da uygulanması zorunlu hale getirilecek olan MSPO 2.0 sertifikasına talep göstermeleri gerektiğini söyledi. Bu şekilde, sürdürülebilirlik hedeflerinin gerçekleştirilmesinin daha somut hale geleceği öngörülüyor.