Gastrofill GastroHaber Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Ürünlerinin İhracatı 8,9 Milyar Doları Aştı!

Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Ürünlerinin İhracatı 8,9 Milyar Doları Aştı!

Okunma Süresi: 3 dk

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yayımlanan verilere göre, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve bunların mamulleri alanında 2023'ün ilk üç çeyreğinde toplamda 8,9 milyar dolarlık ihracat yapıldı. Öne çıkan gıda ürünleri arasında yer alan ayçiçek yağı, makarna ve buğday unu gibi temel ürünlerin yanı sıra çikolata, kakaolu ürünler, bisküvi, gofret ve şekerleme çeşitleri de listede yer alıyor. Eylül ayı itibarıyla yapılan ihracatın miktarı ise 985 milyon dolara ulaştı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla ayçiçek yağının ihracatında %17,9 artış yaşanarak 931,9 milyon dolarlık bir rakam elde edildi. Çikolata ve kakao bazlı ürünlerde 780,8 milyon dolar, tatlı bisküvi ve gofretlerde 765 milyon dolar, makarnada ise 756,6 milyon dolarlık bir ihracat kaydedildi. Ülke bazında Irak 1,1 milyar dolar ile en büyük pazar olurken, ABD 668,2 milyon dolarlık ihracat ile ikinci sırada yer aldı.

Tarım Krizi ve İhracat Üzerindeki Etkileri

Dünya genelinde yaşanan tarım ürünleri üzerindeki baskıların önemli bir yansıması olarak, tarımsal kriz yönetimi ve teslimat güvencesi konularının ön plana çıktığı bir süreç yaşanmaktadır. TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, bu durumun sektörü nasıl etkilediği ile ilgili ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu. Özellikle son dönemde yaşanan küresel tarım ürünleri fiyatlarındaki dalgalanma ve arka planda antipodal yapısal sorunların inşa edildiği bir durumun söz konusu olduğunu vurguladı. Dünya genelinde yaşanan kuraklık, tarımsal rekolteler üzerinde ciddi hasar yaratırken, Karadeniz havzasındaki limanlardaki tıkanıklık, hammadde akışını engelliyor. Fiziksel engeller nedeniyle sevkiyatların alternatif rotalara kaydırılması, özellikle Baltık bölgesine yönelimi yoğunlaştırıyor. Bu, geleneksel tahıl akış yollarını değiştirdiği gibi, mal taşınmasında ek maliyetler ile karşı karşıya kalınmasına da neden oluyor. Artık alıcılar için en önemli faktör, zamanında ve eksisiz ürün alabilme garantisidir.

İklim Krizinin Tarım Üzerindeki Etkisi

İklim değişikliği ve kuraklık gibi faktörlerin tarımdaki etkileri, gelişmiş ülkelerin yapısal tedbirler almaya yönlendirdiğini gözler önüne seriyor. Uysallı, Avrupa’nın tarımda iklim direncini artırmak için büyük yatırım planlarına gittiğini belirtiyor. Bu durum, tarımsal işletmelerin iklim riskleri doğrultusunda yeniden yapılandırılmalarının gerekliliğini ortaya koyuyor. Türkiye de bu anlamda yeni bir iklim stratejisi oluşturmayı hedefliyor. Öne çıkan stratejiler arasında, sanayi üretim gücünü koruma ve esnek üretim yöntemleri geliştirme bulunmaktadır. Örneğin, Karadeniz bölgesinden gelen ham yağ sevkiyatlarının durması durumunda Türkiye, alternatif olarak ayçiçeği tohumunu ithal edip, onu yerel sistemlerde işleyebilmeyi başardı. Bu tür savunma mekanizmaları, ülkenin sanayi katma değerini korurken, uluslararası alanda avantaj da sağlamaktadır. İhracatta liderliğin sürdürülmesi adına devletten gelen destekleri de göz önünde bulundurmak gerektiği ifade edilmektedir. Bu tür önlemler, hem maliyetleri kontrol altında tutmakta hem de global piyasalardaki etkileri minimuma indirmekte faydalıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *