Türk Mutfağı Haftası kapsamında Burhaniye’de gerçekleştirdiğimiz özel röportajda, Mehmet Oğuzhan İlban ile turizm eğitiminin geleceğinden gastronomi turizmine, Balıkesir’in potansiyelinden festivallerin destinasyon etkisine kadar birçok başlığı konuştuk.
Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlban’a göre Balıkesir; gastronomisi, tarımsal üretimi, kıyıları, endemik zenginliği ve kültürel mirasıyla Türkiye’nin en güçlü turizm destinasyonlarından biri olmaya aday. Ancak bunun için güçlü bir destinasyon yönetimi, doğru planlama ve sürdürülebilir turizm politikaları gerekiyor.
İlban, özellikle Balıkesir gastronomisinin yalnızca yerel ölçekte değil uluslararası ölçekte de önemli bir marka potansiyeli taşıdığına dikkat çekerek, “Balıkesir aslında Türkiye’yi doyuran şehirlerden biri. Ürün çeşitliliği açısından olağanüstü bir zenginliğe sahip” ifadelerini kullandı.

“Turizm Eğitimi Bazı Noktalarda Sektörün Gerisinde”
Türkiye’de turizm eğitiminin gelişimini değerlendiren Prof. Dr. İlban, sektörün çok hızlı değiştiğini ve eğitimin zaman zaman bu dönüşümün gerisinde kaldığını söyledi.
Türkiye’nin özellikle konaklama altyapısı açısından Avrupa’nın en dinamik ülkelerinden biri olduğunu vurgulayan İlban, buna rağmen uygulama odaklı eğitim eksikliklerinin sürdüğünü belirtti.
Akademik kadroların sektörle bağlarını güçlü tutmasının önemine değinen İlban şunları söyledi:
“Turizm çok dinamik bir alan. Sektörün içinde olmayan, sektörle sürekli temas etmeyen bir eğitim modelinin başarılı olması kolay değil. Özellikle uygulama alanlarının eğitime daha fazla dahil edilmesi gerekiyor.”
“Sektör Artık Öğrencilerin Ayağına Geliyor”
Son yıllarda sıkça dile getirilen “Gençler artık turizm sektöründe çalışmak istemiyor” eleştirilerine katılmadığını söyleyen İlban, gastronominin yükselişiyle birlikte sektörün yeniden cazibe kazandığını ifade etti.
Bugün özellikle kurumsal işletmelerin eğitimli gençlere büyük önem verdiğini belirten İlban’a göre sektör artık çalışanı yalnızca personel olarak değil, doğrudan misafir memnuniyetini sağlayan en önemli unsur olarak görüyor.
“Artık öğrenciler eğitim alan insanların sektörde çok daha hızlı yükseldiğini görüyor. Şu anda staj yapmayan öğrencimiz yok. Mezun olduktan sonra iş bulamayan öğrencimiz de yok diyebilirim. Çünkü sektör artık öğrencilerin ayağına geliyor.”

“Turizm Eğitiminin En Zayıf Noktası Uygulama”
Prof. Dr. İlban’a göre turizm eğitimindeki en önemli eksiklik uygulama alanları.
Son yıllarda çok sayıda turizm bölümü açıldığını ancak birçoğunun sektörün ihtiyaç duyduğu teknik altyapıya sahip olmadığını ifade eden İlban, öğrencilerin sektöre çıkmadan önce uygulamayı okul içinde deneyimlemesi gerektiğini söyledi.
“Turizm uygulamasız olmaz. Öğrencinin mutfağı, servisi, operasyonu okuldayken görmesi gerekiyor. Laboratuvarlar, uygulama mutfakları ve teknik altyapı burada çok belirleyici.”
“Gastronomiyi Turizmden Ayıramayız”
Gastronomi eğitiminin bazı üniversitelerde güzel sanatlar, bazılarında ise turizm fakülteleri bünyesinde verilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İlban, gastronominin doğrudan turizmin bir parçası olduğunu söyledi.
“Gastronomi yalnızca yemek yapmak değildir. Kültürdür, deneyimdir, hikâyedir. Dünyanın her yerinde gastronomi turizmle birlikte anılır. Gastronomiyi turizmden ayırmak etle kemiği birbirinden ayırmak gibidir.”

Balıkesir Gastronomisi İçin Kritik Mesaj:
“Bu Şehir Türkiye’nin En Güçlü Gastronomi Merkezlerinden Biri Olabilir”
Röportajın en dikkat çeken başlıklarından biri ise Balıkesir gastronomisi oldu.
Prof. Dr. İlban’a göre Balıkesir; zeytinyağından peynire, deniz ürünlerinden ot kültürüne, kırsal mutfaktan coğrafi işaretli ürünlere kadar Türkiye’nin en güçlü gastronomi şehirlerinden biri olabilecek potansiyele sahip.
Ayvalık, Edremit, Burhaniye, Gömeç ve Havran hattındaki ot kültürünün Ege’nin en güçlü gastronomik değerlerinden biri olduğunu vurgulayan İlban, Balıkesir’in gastronomide hak ettiği algıya henüz ulaşamadığını söyledi.
“Oysa Balıkesir’in ürün çeşitliliği inanılmaz güçlü. Zeytinyağı kültürü var, peynir kültürü var, ot kültürü var, deniz ürünleri var. Türkiye’nin gastronomi açısından en zengin şehirlerinden birinden bahsediyoruz.”
“Alaçatı Algıyı Yönetti, Balıkesir Potansiyeliyle Öne Çıkabilir”
Gastronomi festivallerinin destinasyon oluşturmadaki rolünü de değerlendiren İlban, doğru yönetilen festivallerin şehir markalaşmasında çok etkili olduğunu söyledi.
Örnek olarak Alaçatı Ot Festivali’ni gösteren İlban, Balıkesir’in ot kültürü açısından çok daha güçlü bir altyapıya sahip olduğunu ifade etti.
“Demek ki doğru organizasyonlar algıyı değiştirebiliyor. Balıkesir’in çok güçlü gastronomik değerleri var ama bunların doğru anlatılması gerekiyor.”

“Balıkesir Kapasitesinin Çok Altında”
Balıkesir’in sahip olduğu turizm değerlerine rağmen potansiyelinin altında kaldığını belirten İlban’a göre en önemli ihtiyaç güçlü bir destinasyon yönetimi.
Deniz turizmi, gastronomi, jeotermal kaynaklar, kırsal turizm, doğa turizmi ve kültürel mirasın aynı şehirde buluşmasının büyük avantaj olduğunu söyleyen İlban, kapsamlı bir turizm master planının şart olduğunu ifade etti.
"Balıkesir'in öz yeteneklerini ortaya
koyması gerekiyor. Șu an kapasitesinin çok altında. Doğru bir turizm master planı ile Türkiye'nin en önemli
destinasyonlarından biri olabilir."
"İkinci Konutlar Doğru
Yönetilirse Büyük Avantaj
Sağlar"
Körfez bölgesindeki ikinci konut
yoğunluğuna da değinen Prof. Dr. İlban, bunun hem bir sorun hem de önemli bir fırsat olduğunu söyledi.
Yaz aylarında nüfusun ciddi şekilde
arttığını ancak belediyelerin resmi nüfusa göre bütçe aldığı için hizmetlerde sıkıntı yaşandığını belirten ilban, kullanılmayan ikinci konutların turizme kazandırılması halinde bölge ekonomisine önemli katkı sağlayabileceğini ifade etti.
"Topraktan Sofraya Eğitimi
Önemsiyoruz"
Balıkesir Üniversitesi'nin sektörle
yürüttüğü projeler hakkında da bilgi veren ilban, özellikle gastronomi öğrencilerinin üretim süreçlerini birebir deneyimlemesine önem verdiklerini anlattı.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı
BAÇEM iş birliğiyle kurulan "Gastro
BUPFA" gastronomi bahçesinde
öğrencilerin aromatik bitkiler yetiştirdiğini belirten İlban, burada yetişen ürünlerin eğitim uygulama tesislerinde değerlendirildiğini söyledi.
Lavanta, reyhan ve biberiye gibi ürünlerin gastronomik ve aromatik kullanım alanlarına dikkat çeken ilban, gastronomi eğitiminin yalnızca mutfakla sınırlı olmadığını vurguladı.
"Turizm Öğrencileri Kendilerini
Sürekli Geliştirmeli"
Röportajin sonunda turizm öğrencilerine
de tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. ilban, sektörün artık kendini geliştiren gençleri beklediğini söyledi.
Yabancı dilin, iletişim becerisinin ve uygulama deneyiminin önemine dikkat çeken ilban, öğrencilerin eğitim süreçlerinde mutlaka sektörün içinde olmaları gerektiğini ifade etti.
"Her teorinin bir uygulaması vardır. Her uygulamanın da bir teorisi vardır.
Öğrenciler yalnızca okulda değil,
sektörün içinde de kendilerini geliştirmeli.
Dünya kültürlerini tanımalı, deneyim kazanmalı."