Hububat İhracatı, 7 Ayda Rekor Kırarak 6,9 Milyar Doları Geçti!

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verileri ışığında, temel gıda ürünleri içinde yer alan ayçiçek yağı, makarna, buğday unu gibi ürünlerin yanı sıra çikolata, kakaolu ürünler, bisküvi, gofret ve şekerleme çeşitleri gibi ürünlerin bulunduğu hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, 2023 yılının ilk yedi ayında 6,9 milyar dolarlık bir ihracat gerçekleştirdi. Kilogram başına ortalama ihracat birim fiyatlarının %6,5 oranında artarak 1,1 dolar seviyesine yükselmesi dikkat çekti. Önceki yılın aynı dönemine göre, sektörde ayçiçek yağının ihracatı yüzde 21,2 artışla 769,3 milyon dolara ulaşırken, çikolata ve kakaolu ürünler ise 588,7 milyon dolarlık ihracat ile ikinci sırada yer aldı. Irak, 855,9 milyon dolarla en büyük ihracat pazarı olurken, ABD ise 538,5 milyon dolarla onu takip etti.

Küresel Emtia Pazarındaki Gelişmeler

İhracatı 7 milyar dolara yaklaşan sektör, bazı ürün gruplarındaki birim fiyat artışları ile dikkat çekiyor. TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, global emtia piyasasında yaşanan zorlukları değerlendirdi. Uysallı, küresel tarım ticaretinin iklimsel anormalliklerin, jeopolitik sorunların ve lojistik sıkıntıların etkisi altında olduğunu belirtti. Özellikle ABD, Fransa, Almanya ve Avustralya gibi önemli üretici ülkelerdeki El Niño meteorolojik olayı ve artan sıcaklıkların rekolte beklentilerini olumsuz etkilediğini ifade etti. Bunun yanı sıra, buğday fiyatlarının kilograma 7 doları aşmasının, tüm gıda piyasasını etkilediğini belirtti. Karadeniz bölgesinde yaşanan yavaşlayan sevkiyat temposu ve deniz yollarındaki sorunların, buğday alımlarını azalttığı gözlemleniyor.

Rekabet Gücünün Teminatı: Güçlü Rekolte

Dünya genelindeki gıda fiyat hareketleri ve lojistik belirsizlikler göz önünde bulundurulduğunda, Türk gıda sektörünün en sağlam dayanağının, bu sezon 23 milyon tonu aşarak tarihi rekor seviyelere ulaşması beklenen buğday rekoltesi olduğunu belirten Nihat Uysallı, açıklamalarında şunları aktardı: "Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 11 milyon tona ulaşan proaktif alım garantisi, piyasa istikrarını artıran bir özelliğe sahip. Bu yıl yurtiçindeki rekolte, uluslararası arenadaki arz sıkıntılarına karşı elimizi güçlendiren büyük bir stratejik avantaj oluşturuyor. Bunun yanında, dünya genelindeki sıkılaşan kârlılık marjları ve artan finansman giderleri gibi etkenler, işlenmiş gıda ihracatımızın sürdürülebilirliğini etkileyebilir. Dolayısıyla hammaddeye ulaşım yollarının sürekli açık kalması son derece kritik.”

Kamu ve Özel Sektör İlişkisi

Uysallı, kamu-özel sektör iş birliğinin sağlanmasını ve bu iş birliğinin sürdürülebilirliğini vurguladı. Özellikle Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ithalat süreçlerinin düzgün işleyebilmesi için Bitki Karantinası Yönetmeliği’nin sanayicilerin operasyon hızını etkilemeksizin yürütülmesini talep etti. Kamu otoritesinin destekleyici rolünün yanı sıra, sanayinin ihracat hedeflerine ulaşabilmesi için TMO stoklarının uluslararası piyasa parametreleri göz önünde bulundurularak zamanında sağlanmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Bu tür önlemlerin, dış pazarlar içerisinde rekabet edebilme yeteneğimizi artıracağını sözlerine ekledi.

İLGİLİ HABERLER